ESCRIMA

ESCRİMA KAVRAMLARI (Bursa Escirma Eğitimi)

Filipin Savunma Sanatları

Filipinlerin Dövüş Sistemi- Filipin Savunma Sanatları- LatosaEscrimaKavramları’nın dünyasına hoş geldiniz. LatosaEscrima Kavramları çok geniş, dinamik ve zihinsel bir savunma sanatı sistemidir. Bu sistem, sizi silaha ve ellerle Filipin Boks metotlarının ilişkisine yönlendiren tamamen geçici bir sistemdir. Sistemin temel ilkeleri denge, hız (zamanlama ve mesafe), güç, odaklanma ve geçişkenlik kavramları bünyesinde yatar. Bütün savunma sanatlarında kullanılan gerçek uygulama yöntemi kişinin pratik yapmasıdır.

Escrima Tarihi

Escrima, Arnis ya da Kali Filipinliler tarafındanAmerika Birleşik Devletleri’ne getirilen savunma sanatı için kullanılan farklı isimlerdir.

Ancak hangi isim kullanılırsa kullanılsın, bu sanat 1521’de İspanyolların Filipin Adaları’na ilk defa gelişine kadar giden uzun ve vahşi bir tarihe sahiptir. İspanya tarafından sömürgeleştirilmeden önceescrima okuma, yazma, din ve Sanskritçe’nin yanında bir eğlence aktivitesi olarak öğretilirdi.

İspanyollar bololarını, hançerlerini ve ciritlerini öfke ve ölümcül etkinlikle kullanan yerli halk üzerinde egemenlik kurmakta oldukça zorlandı. Takviye güçler ve ateşli silahlar kullanana kadar bir nebze olsun düzen kuramamışlardır.

17.yüzyılda, İspanyol hâkimiyeti kesin olarak kurulduğunda escrima öğretimi ve çalışmaları yasaklandı (aynı Japon derebeylerinin Okinawa’daki silah mülkiyetini yasakladığı şekilde). Bolo ya da hançer taşımak da aynı şekilde yasaklanmıştı. Bu kurallar öfkeli Filipinlileri “ehlileştirmek” amacıyla dayatılmıştı.

Böylece escrima gizlice yapılan bir sanat haline geldi (Okinawa’da Karate’nin olduğu gibi). Tekrar ortaya çıktığında İspanyollar tarafından farkedilmemişti. Silahsız ve yerel bir müzikle canlandırıldığında, escrima sanatının hareketleri sadece zararsız bir dans türünü andırmaktaydı. Bu “dans”, şenlik zamanlarında yöneticiler arasında bile oldukça popüler bir hale geldi ve onların yönetiminde gösteriler düzenlendi.

Ancak gerçek Escrima sanatı ölmemişti. İspanyol askerler her isyan hareketiyle karşılaştıklarında escrimayı da karşılarında buldular. Nesilden nesile pek çok farklı bölgeye ait tarzlarla isimlendirilen Escrima yüzyıllar boyunca babadan oğula aktarılarak yaşatıldı.

1898 yılında İspanyol hükümranlığı bitip de Amerikalılar adanın yeni hâkimi olduğunda, escrima üzerindeki yasak kaldırıldı. Halka açık şenliklerde dostça yarışmalar düzenlenmiş ancak escrima hocaları asla kapılarını halka açmamışlardır ve escrima yarı-gizli bir aktivite olarak kalmıştır.

Takip eden yıllarda ülke çok farklı savunma sanatlarına ev sahipliği yapacaktı. Savaş başladığında, Japonlar Filipinler’i işgal etti ve pek çok Filipinli Amerikalılarla birlikte gerilla birliklerinde savaştı. Sayısız yakın mesafe muharebelerin yaşandığı bu savaşta, savaşçıların pek çoğu hayatlarını Escrima eğitimlerine borçludur. Dolayısıylaescrima, gerçek savaş alanında da uzun süre boyunca test edilmiştir.

Savaştan sonra, pek çok Filipinli Amerika’ya göç etti ve escrima da onlarla birlikte bu kıtaya taşındı. Göçmenlerin çoğu Hawaii ve Kaliforniya’ya gitti. Kaliforniya’ya gidenlerin büyük bir kısmı Stockton’a yerleşti ve Arnis/Escrima’nın Amerikan savunma sanatları sahnesine çıkışı da buradan gerçekleşti.

Escrimanın keşfi, Nunchaku silahının kullanımının da artmasıyla, Bruce Lee sayesinde olmuştur. Ejder’in Üç Fedaisi ve tamamlanamayan Ölüm Oyunu filmlerinde ortaya koyduğu “çifte çubuk” kullanma becerileri Filipin Sopa Dövüşleri sanatını dünyaya açmıştır. Bruce Lee escrimayı öğrencisi ve arkadaşı olan Danny Inosanto’dan öğrenmiştir. Inosanto ise Kaliforniya-Stockton’da öne çıkan bir escrimacı tarafından yetiştirilmiştir.

Filipin Savunma Sanatları, ana akım savunma sanatları dünyasına girmekte geç kaldığından dolayı genel halk tarafından görünürde çok tanınmamaktadır. Escrimanın popülerliğine, nasıl öğretildiğine dair üzerine yapışan algının da yardımı olmadı. Escrima çoğunlukla sopa olmak üzere silah kullanımını sanatın temel ilkelerinin öğrenilmesinde ilk adım olarak belirtir. Silahsız dövüş ise ikinci odak noktasıdır. Bir sopa ya da her hangi bir silah kullanma fikri korkutucu bir düşüncedir ve sanatın güzelliğini keşfetmeyi reddetmek ise daha güvenli gözükmektedir ve daha az zaman alır.

LatosaEscrima Tarihi

*Sistemin Kuruluşu

LatosaEscrima Konsepti çok dinamik ve mantıksal bir sistemdir. Sistem hali hazırda gelişmeye ve ilerlemeye devam etmektedir. Sistem, bir öğrencinin teknik yeterliliğini geliştirmesi gibi ilerlemektedir. LatosaEscrima Kavramları, en iyi kavramların çalışma ve gelişmesi ve pek çok farklı savunma sisteminin stratejileriyle oluşturulmuştur. Temelde ne yaptığını, nasıl yaptığını ve neden yaptığını anlayabilme düşüncesi vardır. Bu sistem sadece öğrenenleri meşgul tutmak için gösterilen tekniklere dayalı fiziksel hareketler değil, vücut hareketleri ve silahın verimli kullanımına dair bir eğitimdir.

Latosa’nın gelişmeye başladığı ilk dönemlerde Filipin savunma sanatı kavramları, hareketler ve teknikler kilit nokta olarak düşünülmüştü ve konseptleri kullanma fikri ikinci plandaydı. Bu yaklaşım etkili oldu ve Rene’nin pek çok öğrencisinin dövüşme alanındaki ünlerine katkı sağladı. Ancak etkili olmasına rağmen sistem tamamlanmış gözükmüyordu. Filipin sanatını diğer savunma sanatlarından ayıran eksik bir nokta vardı. Çoğu sistem teknikleri kullandığı için teknikler değildi onu farklı kılan. Boş elle başlayıp sopa kullanmaya yönelten beceri de değildi. Peki neydi? Bu arayış, Latosa’nın Filipin savunma sanatlarını daha da geliştirmesindeki başlıca itici güç haline geldi. Sorunun cevabı ise dövüş kavramları ve Filipin savunma sanatlarına etkisi üzerinde nasıl bir etki bıraktığında yatıyordu. Güçlü vuruş, sert savunma, denge ve tutum daha baskın hale geldikçe Latosa sistemi de yeni bir odak noktası geliştirdi. Rene kavramlarının önemini gösterebilmek için teknik talimlerini yeniden yapılandırdı. Latosa hiçbir boks eğitimi almadığı halde Hava Kuvvetleri adına boks yaparken bu kavramlardan yararlandı.

Günümüzde, sistemin temel ilkeleri denge, hız (zamanlama ve mesafe), güç, odak ve geçiş kavramlarına dayanmaktadır. Ancak ilerleme devam ettiği sürece, sistemin ilerleyişi de devam etmektedir.

 

*Latosa Ailesi

ESTEBEN LATOSA

Rene’nin büyük-büyükbabası Esteben tanınan (aranan) bir kanun kaçağı ve korkulan ve tehlikeli bir escrima ustasıydı. Anlatılanlara göre Esteben, Anting-Anting adı verilen ve “doğaüstü güçlerin simgesi” olduğuna inanılan bir tılsıma sahipti ve bu tılsımı kendi savunma sanatlarıyla birleştirerek kendisini tamamen yenilemez bir adam haline dönüştürmüştü. Rene’nin babası yedi yaşındaki JuanLatosa, kanun kaçağı dedesi Esteben’in yanına yaklaşmasına izin verdiği tek kişiydi. Esteben genç torununun cesur bakışlarında ilerleyen zamanlarda çok başarılı olacak bir escrimacı görmüştü. Torununa dövüş sanatının inceliklerini öğretmeye çalıştı ancak Juan çok küçüktü. Ancak bir gün ölüm döşeğindeyken Esteban torunu Juan’aAnting-Anting tılsımını ağzından almasını söyler ancak Juan bu tılsımda şeytani bir taraf olduğunu hissederek bunu reddeder. Esteben, torununun kararı karşısında gülümser ve tılsım olmadan da torununun başarılı bir dövüşçü olacağına emin olur. Daha sonra hasta olmasına rağmen dağlara çıkan Esteben’i ne gören olur ne de ondan bir haber duyulur.

JUAN LATOSA

Rene’nin babası JuanLatosa, Capiz bölgesinde ve Mambusao şehrinde kendine saygı duyulan bir dövüşçüydü. Rene’nin babası ailedeki en yaşlı kişiydi ve ortalama bir Filipinliye oranla oldukça iri bir adamdı. Juan genç bir delikanlıyken akrabaları yardımıyla Filipin savunma sanatlarıyla tanıştı. Savunma sanatlarına yönelik ilgisi ve ortaya çıkan becerisiyle Juan annesinden Manila’daki bir okula gitmek için para istedi. Annesinin eğitim düşüncesinden anladığı akademik eğitim olsa da Juan’ın asıl amacıescrima alanında eğitim görmekti. Ancak Juan hiçbir zaman Manila’ya gidemedi. Bir yıldan fazla bir süre gizli bir kampta eğitim gördü. Buradaki eğitiminde farklı boylarda ve şekillerde silahlara dayalıydı ve tamamen karakterden bağımsız olan Japon samuray kılıcı ile sona ermişti. Köyüne geri döndüğünde becerilerini tecrübeye dönüştürmek için gerçek dövüşlere katıldı ve savunma sanatı becerisi olan farklı farklı satıcı ve gezginlerle pratik yaptı. Köyündeki en iyi dövüşçü olan Juan bu dövüşlerden fazla incinmeden kurtuldu çünkü becerileri olabilecek en yüksek seviyelerdeydi.( Filipin Olimpik Atletizm Takımı)

Juan1920’de şans, macera ve daha iyi bir yaşam arayışıyla Filipinler’den Amerika’ya yola çıktı. Gemide diğer Filipinli yolcuları rahatsız ettiği ve bir takım sorunlara yol açtığı için bir Japon Bo ustasıyla karşı karşıya geldi. Juan ona durmasını söyledi çünkü dövüş bir ölüm kalım maçına dönüşmüştü. Karşılaşma bilek gücüne karşılık sopalarla başladı ve Juan’ın saniyeler içinde Bo ustasını alt etmesi ve onu savunmasız bırakmasıyla sonuçlandı. Ölüm kalım maçı olduğu için usta Juan’dan gerekeni yapmasını istese de Juan reddetti çünkü rakibinin yolculuğun kalanı boyunca bu utançla yaşaması gerektiğini düşünüyordu. “Bu hikaye bana yıllar boyunca farklı insanlar tarafından tekrar tekrar anlatıldı ancak ben bu hikayenin önemli kişisinin babam olduğunu yıllar sonra farkettim.”diye belirtmiştir Rene Latosa.

PEDRO LATOSA

Pedro amca Rene için mükemmel bir antrenman hocası ve hikâye kaynağıydı. Rene’ye, kardeşi Juan’ın kişiliği, dövüşleri ve Filipinler’deki ünüyle ilgili büyüleyici hikâyeler anlatmıştı. PedroescrimayıRene’nin babası Juan’dan öğrenmişti. Juan’dan aldığı eğitim sadece öğrenmiş olmaktan da öte hayat kurtarıcı bir eğitimdi.

 

RENE LATOSA

Rene Latosa’nın Filipin savunma sanatlarına yönelik ilk açılımı etnik ve kültürel çevresinden dolayı gerçekleşmiştir. İlk olarak küçük bir çocukken Kaliforniya-Stockton’daki Filipin Toplum Merkezi çevresinde dolanırken bir kutlama sırasında (tarım sezonu sona erdikten sonra) savunma sanatlarına ilk defa şahit olmuştur. Bu merkezde eski dövüşçülerin bastonlarını birer kılıç ustası edasıyla kılıç gibi kullanarak birbirleriyle şakalaşmalarını izlemiştir.

Rene onlu yaşlarına geldiğinde pek çok arkadaşı judo öğreniyordu. O da babasına karate ya da judo dersi alıp alamayacağını sordu ancak babası oğluna jitsu öğretmeyi teklif etti. Babasının savunma sanatlarına dair bir bilgisi olmadığına inanan Rene bu hevesinden vazgeçti. Annesi ise StocktonEscrima Akademisi’nde eskiden beri aile dostu olan AngelCabales tarafından öğretilen kişisel savunma derslerine gitmesini önerdi.

StocktonEscrima Akademisi

Rene’nin akademiye ilk gidişi 1968 yılında oldu. Rene, Angel tarafından bir elinde sigara diğer elinde rattan bir sopa ile karşılandı. Rene’yi küçüklüğünden beri tanıyan Angel ona çubuğu tutmayı öğretti ve çabuk bir teknik göstermek için devam etti. Bu noktadan sonra, Rene escrimaya bağlandı ve eğitimine devam etti. Beş yıldan fazla bir süre de Akademi’de eğitmenlik yaptı.

1968 yılında StocktonEscrima Akademisi’nde “resmi eğitim” bulunmuyordu. Akademide yerleşmiş eğitim şekli öğretmenden öğrenciye şeklindeydi. Rene, akademideki ortamın düzensiz olduğunu, Angel’ın sadece “Angel” olduğunu hatırladığını belirtiyor. Akademideki bütün öğrenciler için “Büyükusta” sıfatı sadece ve sadece Angel’a aitti. Rene eğitiminin ilk beş ayı boyunca derslere gelen üç öğrenciden birisiydi ve bu durum ona önemli avantaj sağladı. Rene’nin ilk eğitimi –bir öğrenciye dört eğitmen oranı ile: AngelCabales, MaxSarmiento, LeoGiron, DentoyRevilar- ona farklı tarzlarda bol çeşitlilik sağladı. Bu dört eğitmen Escrima Kavramları sisteminin temel düzeninin şekillenmesi üzerinde önemli bir rol oynamıştır ancak Rene’nin en büyük ilham kaynağı babasıdır.

Akademinin ilk yılları boyunca Angel öğrenci sertifikası ya da bir derecelendirme sistemi tutmamıştır. Angel eğitmen olduğunu söylediği zaman eğitmen olarak kabul edilirdiniz. Angel sertifikaların, derece kemerlerinin ve ünvanların arkasını dolduracak bir yetkinlik olmadığı takdirde birer hiç olduğunu söylemiştir. (Rene bir adet Angel’dan, bir tane de MaxSarmiento’dan –Kadena de Mano’da verilen ilk ve tek sertifika- eğitmenlik sertifikası almıştır)

Baba ile Eğitim- “Bir kitabı asla kapağından yargılama”

Rene için babasından escrima öğrenmek oldukça zordu. Babası bir dövüşçüydü ve her duruma tepkisi savaşma merkezliydi. Rene bir hareketi tekrar görmek istediğinde hep farklı bir hareketle karşılaşırdı. Babası teknik kullanmadığı için iki hareket asla aynı olmazdı.

Rene’nin büyüyen egosu, babasının Filipin savunma sanatlarındaki yeteneğiyle tanışmasında yararlı olmuştu. Gösteri için çalışırken olması gerektiği gibi havalı ve etkileyici gözükmediğine karar verdi ve babasına antrenmanlarında tekniklerini üzerinde kullanabileceği manken olup olamayacağını sordu. Yaşlı Latosa bu kibre rağmen sakin kalmayı başardı. Oğlunun tekniklerini çalışmasını izledi ve oğluna gülümseyerek “Oğlum daha fazla çalışman gerek” dedi. Ancak genç Latosa onun sadece bir “manken” olduğunu belirterek “Sen ne anlarsın ki” diye tepki gösterdi.

Yaşlı adam çapasını bırakarak, egoist oğluna doğru yürüdü ve eline bir çubuk aldı. Rene babasından kendisine başının üzerinden doğru vurmasını istedi ve onu ölümcül hızına ve tehlikeli becerilerine karşı uyardı. Ancak babası sakin bir sesle oğlundan kendine saldırmasını istedi. Ancak Rene’nin kafasında bir tereddüt belirdi; eğer hızlı hareket ederse babası yaralanabilirdi. Rene, yaşlı adama karşı yavaş bir vuruş sergiledi ancak kendisi ne olduğunu göremeden babasının çubuğu onun başına inmişti. Bunun bir kaza olduğunu düşünen Rene babasına tekrar ama bu sefer daha hızlı saldırdı ancak babasının elindeki çubuk tekrar kafasını bulmuştu. Büyük bir öfkeyle babasına saldıran Rene güçlüydü, hızlıydı ve hedefine kilitlenmişti ama Rene sonuç olarak babasının sopası boynunda ve babasının kendini bastırdığı omzu altında yerde kalmıştı. Babası gülerek uzaklaştı ve bahçe işine geri döndü. Rene’nin annesi, babasına bağırarak evden çıktı ve egosu yaralanan oğlunu teselli etti. Rene bir süre boyunca ne olduğunu anlamaya ve eski ruhunu geri kazanmaya çalıştı. Önceleri hızı ve teknik becerileriyle yenilmez olduğuna inancı içindeydi. Babası ona zorlu ve tehlikeli geçmişinden bahsetti ve oğlunun daha öğrenmesi gereken çok şey olduğunu söyledi. O andan sonra Rene’nin Filipin sanatlarına karşı bakışı değişti. Bertaraf olmaya yönelik ilk adımı büyüyen egosuydu. Babası Rene’yi dövüşme kavramları, farklı silahlar ve felsefesinin en önemli noktalarından başlayarak eğitmeye başladı. Rene tekniğin kavramlarla ilişkisinin farkına vardı.

Escrima nedir ve neden escrima ile ilgilenmeliyim?

Escrima, 1920lerde Filipinli göçmenler tarafından Amerika’ya taşınan gizli bir savunma sanatının adıdır. Escrima kelimesi “çatışma” anlamına gelmektedir.

Bu sanat, ana akım savunma sanatları dünyasına girişi biraz geç olduğundan genel toplum tarafından bilinirliği pek yoktur. Escrimada genellikle çubuklar olmak üzere çeşitli silahlar kullanılır ancak öncelik sanatın temel kavramlarını öğrenmektir. İkinci odak nokta ise boş ellerle dövüşmektir.

Escrimaya dair en büyük yanlış anlaşılma nasıl öğretildiğine dair üzerine yapışan tanımdır. Eline sadece bir silah almak fikri korkutucu bir düşüncedir ve sanatın güzelliğini keşfetmektense onu reddetmek daha az karışıktır.

Savunma sanatlarını öğrenmek için silah kullanmak yaralanma ya da yaralama korkusunu meydana çıkartır. Eğer kişi daha önceden savunma sanatı eğitimi almamışsa bu durum daha da belirgin hale gelir. Aynı zamanda saldırganın sizin silahını alarak onu sizin üzerinizde kullanacağı korkusu da kişinin aklına gelebilir.

Silahların korkutucu gözüktüğü çok doğrudur ancak doğru ve yanlış; güvenli ve tehlikeli, ve öğrencilere silahlara nasıl saygı duyacakları ve onları nasıl kullanacaklarını öğretecek yöntemler bulunmaktadır. Aynı gerekçe; sürüş eğitimi, lamba değiştirme, yüzme, uçak uçurma, ağırlık kaldırma, yemek yapma ve diğer günlük beceriler için de geçerlidir.

Bir şeyi yanlış şekilde yapmak felakete yol açabilir ancak doğru şekilde yapmak KENDİNE GÜVEN demektir.

Escrima, bu sanatı öğreten eğitmenin bilgisi derecesinde güvenlidir.

Bunun farkında olsun ya da olmasın herkes etrafında bir silahla hareket etmektedir. Bu silah bir araba anahtarı, bir tükenmez kalem, bir gazete, bir su şişesi, telefonunuz ya da elleriniz olabilir. İnsanların saldırganları karşı savunma yapabilmek için sadece yumruklarını ya da tekmelerini kullanabileceği fikri televizyonda ya da filmlerde görebileceğiniz bir şeydir. Önemli olan ise sizi ya da sevdiklerinizi kurtarabilecek silahı nasıl kullanmanız gerektiğini bilmektir. Escrimanın güzelliği de çıplak eller ve silah kullanırken arada çok küçük bir fark olmasında yatmaktadır. İkisi arasında sade bir geçiş vardır çünkü escrima kavrama dayalı bir savunma sanatıdır.

Neden escrimayla ilgilenmeliyim- Çünkü saldırılar olağandır.

Bir saldırganın özellikleri nelerdir?

Saldırgan herhangi bir kılıkta, şekilde olabilir. Sizden güçlü, hızlı, savunma sanatı bilgisine sahip veya da sokak dövüşünde tecrübeli birisi olabilir. Saldırgan önden saldırabilir ama çoğunlukla sizin kör noktanızdan gelecektir. Saldırgana ellerinizle ya da ayaklarınızla vurursanız karşınızdakinden çok kendinizi yaralayabilirsiniz ve güçlü bir savunma saldırısında bulunamazsanız yumruğunuz ya da tekmeniz zaten saldırganı durdurmayacaktır.

Öte yandan bir silahın sinir uçları, kemikleri ya da derisi yoktur ve elleriniz gibi acıyı hissetmezler. Eğer saldırganla aynı güce sahip değilseniz, saldırıyı durdurmakta başarısız olabilirsiniz. Aynı senaryoda, araba anahtarı gibi bir nesne kullanmış olsanız ve saldırganın yüzüne vursanız, bu size kaçmak ya da yardım çağırmak için imkân sağlayabilir. Nesne ne kadar sertse, silahın oluşturacağı hasar daha fazla olur ve sizin harcayacağınız güç de daha azalır. Saldırgana bir silahla vurmak eğer ki kendi hayatınızı ya da ailenizden birinin hayatını kurtaracaksa sizin hakkınızdır. Acı da olsa bu bir gerçektir.

Escrima, günlük işlerde kullandığınız eşyaları silah olarak kullanmadaki temel ve mantıksal kavramlarını öğretir: Hız (zamanlama ve mesafe), odaklanma, güç, denge ve geçiş. Bu kavramlar o kadar mantıklı ve sadedir ki aslında insanlar günlük hayatlarında bunları zaten kullanmaktadırlar. Örneğin denge kavramını ele alalım.

Denge, günlük hayatımızda yaptığımız çoğu işte olduğu kadar escrimanın da kaynağıdır. Dengeyi nasıl sağlayacağınızı bilmek ve dengeyi kaybettiğiniz zaman nasıl tekrar toparlanacağınızı bilmek: Denge, savunma sanatlarında gerekli olan diğer kavramları sağlamanın kilit noktasıdır.

Bisiklet sürmeyi öğrenirken kurmaya çalıştığınız dengeyi düşünün. Olay sadece bisiklete binip, pedala basmakta ve bisikleti dik tutmakta değil. Bisikletin iki tekeri vardır ve asıl amaç ön tekerlek ile hareketsiz arka tekerlek arasındaki dengeyi sağlayarak ileri gitmesini sağlamaktır. Eğer sağa ya da sola daha fazla yük varsa bisiklet devrilir. Sürücü bir kanala ya da bir ağaca doğru gitmemek için odağını dengeleyebilmelidir ve yoldan geçen arabaları ve yayaları da gözlüyor olabilmelidir. Ayrıca arkadan gelebilecek tehlikelere karşı da uyanık olmalıdır.

Buraya kadar bakıldığında oldukça kolay gözükmektedir ancak buna ek olarak hız ve hızı kontrol edebilme sorunları da ortaya çıkmaktadır. Bu durumda ağaca doğru hızlı bir yöneliş bir kaza noktası olmayacaktır. Ve tabii bir de trafik ışıkları var. Özellikle durmanızı gerektirdikleri bir zaman olduğunda… Bu da dengelenmesi gereken bir frenleme noktasıdır. Sadece ön tekerleğe yönelik beklenmeyen bir frenleme olduğunda bisikletin arkasının bisikletin ön tarafı haline gelebileceği bir ihtimal var! İşte bu noktada gücün kontrolü ya da diğer bütün kavramlarla bir ilişki içinde dengelenmesi gerekmektedir. Eğer arka tekerleğe fazla fren yapılır da ön tekerler daha serbest bırakılırsa da bu durumda bisiklet duramayabilir.

Bütün bu durumlarda sürücünün dengeyi sağlayabilmesi gerekmektedir yoksa bisiklet sürmek hem sürücü hem de yoldaki diğer insanlar için güvensiz hale gelir. Bu bisiklet örneğine yakından bakacak olursanız, escrima kavramlarının da tamamen onunla aynı olduğunu göreceksiniz. Denge, burada da sistemin kaynağı olmaktadır. Hız (zamanlama, mesafe), saldırgana vuracağınız ana gelince bir uygulama elemanına dönüşür. Güç, savunma hareketi ya da saldırı hızı ve mesafesiyle belirlenen denge kaynağından gelir. Sizin odaklanmanız gereken karşınızdaki kişiyi sadece gelen saldırı noktası olarak değil bir bütün olarak görmeye çalışmaktır. Daha açık söylemek gerekirse; sadece bir ele odaklanırsanız, diğerini görmek için asla fırsatınız olmaz.